Nerede Kalmıştık?

bin-cihana-degismem-su-oksuz-turklugumu--i669205

Bimesele’ye , Üsküdar’a ve kendinize iyi bakın demiştim askere giderken.Hezarfen Çelebi gibiydim İzmir’den İstanbul’a uçarken.Teşbihte hata olmaz, ‘’o ilk günkü ülkücü heyecanımla’’(*1) değil ilk günden daha heyecanlıydım.’’İstanbul akşamlarının mücevher aynası’’(*2), ‘’Türklüğün bir mahalle halinde tevekkünü’’ (*3) Üsküdar’a dönmek az şey midir ?

 

Askerliğe dair muhabbet ve geyiği arkadaş meclislerinde yeterince yapacağız zaten.Belki burada da bir iki top çeviririz.Henüz uçağa binmeden aklımdaydı şu soru, ‘’Nerede kalmıştık?’’. Altı ayda beşyüz şehidin verildiği fakat cenaze marşının tartışıldığı ahlaksız incelikte kalmış bazılarımız.Tıpkı şairin, ‘’ Vicdan, Moğol işgaline aldırış etmeyenin tekkeye eğri odun sokmamasındaki ahlaksız inceliktedir ‘’ (*4)  dediği gibi.Bense Fırat’ın kahraman bakışlarında kalmıştım.Ali’nin hep sevdiği Ayşe’nin gözlerinde, o şarkıda kalmıştım.Bozuk bir plak bahsi değil artık bizimkisi.Anlı şanlı bir hikayenin, yılları heba olan o uslanmaz çocukların hiç bitmeyecek şarkısında kaldım.Ali Kınık latife yapıyor,  son şarkıyı hiç çalmayacak oğlum o kemancı!

 

Hatırlarsınız, bu şarkıyı en son Vey Irmağı’nın kenarında gök adeta yağmur olup yere inerken bu kadar gür söylüyorduk.Ringdeyiz ve onları da davet ettik.Tanpınar’ın dediği gibi, ‘’burada kendi menfaatleri, kendi emniyetleri var’’(*5). Filmlerimizle, kitaplarımızla, dergilerimizle,kızlarımızla, çocuklarımızla geldik.En güzellerimizle geldik.Daha da geleceğiz.Askerdeyken geceleri türbeye çevirdiğim ranzamda Refik Halit Karay fısıldamıştı kulağıma, ‘’ İnsan yaratılışı daha çok oturmaya değil de yatmaya ve yürümeye meyilli’’(*6). Dev salonlarda oturduğumuz yerde alkışladığımız rozetlilerin bu raundu da kaybedeceğinin farkına vardık.Şarkı olduk sokaklara aktık.Karşı taraf da şaşkın, mücadele pratikleri uzun saçlı diye, oruç tutmuyor diye adam dövenlerle uğraşmak üzerine.Haliyle dünden bugüne hareketin en alfa nesliyle karşı karşıya kalınca dumura uğradılar.Nobel alıyorlar, Homo sapiens falan diyorlar.Kız arkadaşlarıyla sinemaya gidiyor, sanayide çalışıyor ama Dostoyevski ile ahbap olmuş.’Ankara çok sinematografik’ (*7) diye attığın tivit sana mı ait güzelim? Başbuğ Khaleesi gibi diyoruz ki; ‘’ben bu dönen çarkı durdurmayacağım, onu kıracağım’’(*8) . Kurtlar Sofrası mı? Baltayı paltodan çıkardık ve sofranın ortasına vurduk.Attığımız taş ürküttüğümüz kuşu parçaladı.


CglM7vfW4AAGePV*Ayarsız Dergi’nin Nisan sayısından alınmıştır.


O beğenmedikleri sarkık bıyıklılar da yine vuruyor barış güvercinlerini.Yarın yine sırt dönerler mi yiğitlerimize? Bilinmez. Bindokuzyüzsekiz yazından sonraydı.Bab-ı ali yokuşunda hürriyet aşıklarının dilindeydi şu satırlar, ‘’kaza her feyzini her lutfunu bir vakt için saklar / Fütur etme sakın milletteki za’f u betaetten’’ … ‘’ Ne gam pür ateş-i  hevl olsa da gayga-yı hürriyet / Kaçar mı merd olan bir can için meydan-ı gayretten’’ … ‘’ Felek her türlü eshab-ı cefasın toplasın gelsin / Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten’’(*9). Bu Hürriyet Kasidesi ki, o gün bugündür korkulu rüyasıdır istibdad ehillerinin ve vatan düşmanlarının. Orta Asya’dan, Makedonya dağlarından, Trablusgarb çöllerinden, Çanakkale’den geldik. Dadaloğlu söyledi, ‘’derviş paşa gayri kına yakınsın / böbürlensin dört bir yana bakınsın / amma bizden gece gündüz sakınsın / öç alırız ilk fırsatı bulan da’’ , ‘’hak bilir ya bugün hodri meydandır / tutmak gerek geçitleri belleri’’ dinlemediler. Allah söyledi akletmediler. Soruyorlarmış şimdilerde, kim söyledi? Kazak Abdal söyledi, ‘’ sorarlarsa kim söyledi, soranın da avradını!’’

 

Bu kültür sığırları ve barış güvercinleri ile mücadelemiz kaldığı yerden devam ediyor.Memleketin bütün tersanelerinde, bütün cephelerinde, bütün kafe ve çay ocaklarında, kitabevlerinde, stadlarda, arenalarda, halı sahalarda,kürsülerde, kuaförlerde, otobüslerde, uçaklarda, metrolarda, sinema salonlarında,meyhanelerde,mescidlerde,bakkallarda, süpermarketlerde, avm’lerde, halk pazarlarında ve parklarda elimizde ne var ise; tüfek, bomba, füze, kitap, film,dergi, gazete, kalem, kamera, mikrofon, para, top.Bütün bunlar kafamdan geçerken arka fonda Teoman- Napi’m Tabiatım Böyle’yi söylüyor.Tut ki, Meşrutiyet’i ilan etmişiz, oturmaz mısın?  Denize nazır hayallerimizi yakacağız.Burada gerçekleri konuşacağız güzelim. İlk ders, bak bu deniz parçalanmaz!



Nerden arakladık?

(*1) Muhsin Yazıcıoğlu’nun bir konuşmasından kesit.

(*2) Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Yahya Kemal Beyatlı’nın Hayal Şehir (Üsküdar’a ithafen) şiiri üzerine dediğidir.

(*3) Yahya Kemal Beyatlı, ‘’Üsküdar, Atik valide gibi semtler ve mahalleler bana türklüğün bir mahalle halinde tekevvünü gibi geldi.’’

(*4) Şair Hakan Arslanbenzer’in Popülist Kültür’de ‘’Vicdan azapta gerek’’ başlıklı yazısı, http://www.populistkultur.com/vicdan-azapta-gerek/

(*5) Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü

(*6) Refik Halit Karay, Memleket Hikayeleri-11

(*7) Zeki Dumurkubuz’un vaktiyle Hürriyet’e verdiği bir röportajdan kesit, http://www.hurriyet.com.tr/ankara-sinematografik-bir-kent-17134474

(*8) Game Of Thrones’ın 6.sezon fragmanında Targaryen Kızı Khaleesi’nin dediğidir.

(*9) Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesi

 

 

Error: Unable to create directory wp-content/uploads/2017/05. Is its parent directory writable by the server?

Ömer Bilgin

Bir gün dizel motorlarla ilgili akademik bir makale yazsam bile ismet özel'den bahseder, enver paşa'ya selam ile bitiririm.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir